Used to.

on 28 Aralık 2010



But you know,
I don't believe you,
I never will.

Alcohol :)

on 13 Aralık 2010
"To alcohol! The cause of - and solution to - all of life's problems."Homer Simpson

Azıcık okuyunuz be gençlik!

on 30 Kasım 2010


Pink Floyd'u bilmeden balesine gidenlerden misiniz?
200 küsür lirayı basıp "kültür kuşu" tavırlarıyla salondaki yerinizi aldınız dimi?
Hadi hadi kabul edin, inkar etmenin yararı yok. Gördüm hepinizi.
(He pardon birinizi görmedim; ama sağolsun bizi Facebook statüsünden bilgilendirdi o da. Kapalı bi şekilde: "Bastım parayı, gittim baleye canım, çüüz!" dedi. Duydum.)

Ama önce biraz okuyun.

Mesela bir arkadaş demiş:
pink floyd bir muzik grubundan cok bir isyanin disa vurumudur, yasam felsefesidir. herhangi bir madde kullanmaya gerek kalmadan ucmayi saglar. progressive rock denince akla gelen ilk gruptur. 1965 yilinda ingiltere'de kurulmustur. her ne kadar bazi sorunlar yasalar da, buyuk acilar cekseler de ruhani olarak varlıklarını sürdürmektedirler. ayrica gelmis gecmis en onemli sarkilar arasinda wish you were here yerini sarsilmaz bi sekilde sabitlemistir."

http://www.medyasozluk.com/sozluk.php?process=word&q=pink%20floyd

Ya da ödevlerin vazgeçilmezi, internetin biriciği :


http://tr.wikipedia.org/wiki/Pink_Floyd

Everybody dance now!

on 25 Kasım 2010

Şu aralar hiç olmadığım kadar 'kop kop' modundayım. (Sanki Silv'den bir mikrop bulaşmış gibi.)
Allahtan sınav haftasında değiliz yoksa bütün güzel notlarım yerin dibini bulurdu.
Çünkü bu pırpır iç organlarımla -özellikle kalbimle- ders çalışmam imkansız. (İtiraf ediyorum, 3 gündür ÖSSye ve okula dair hiç bişey yapmadım!)
Eve gelince ya bişeyler okuyorum, müzikle kendi kendime kopuyorum ya da Cem Yılmaz izleyerek pırpırlığımı biraz azaltıyorum.
Zaten o kadar enerji harcayınca 12 de uyuya kalıyorum.

Elde var bol enerji, sıfır ders!

Happy Birthday to Us!

on 23 Kasım 2010
Yazmaya başlayalı 1 yıl olmuş, vay be!
Koskoca bir senem buraya sıkışıp girmiş...

Bu güne kadar hep bölük- pörçük ve biraz üstü kapalı yazdım. Ama hep hissettiklerimi yazdım. Düşüncelerimi değil işte, bazen aşırı sinirli, bazen aşırı mutlu olduğum anlarda ya da fazla düşünceli...
Diyorum ya aşırılıklarla doldurdum sadece.
Bu yüzden belki bazınızı kırdım (tanıdıklarımı), bazılarınıza 'bu kız kafayı yemiş galiba' dedirttim (tanımadıklarıma) ama sonuçta burası "aşırı duygular ülkesi" benim için. Alice Harikalar Diyarı ve Peter Pan'ın geldiği yerin karışımı gibi...

Uzun vadede gerçek duygularımla değil; ama anlık patlamalarımla dolu. O yüzden lütfen çok dikkate almayın, beni mazur görün :)

Borderlessdreamer, iyisiyle kötüsüyle bi yıl geçirmişiz ya.. Helal olsun bize!
on 20 Kasım 2010


“İyi bir kalça sahibi olmanın, iyi bir kafa sahibi olmaktan daha fazla prim yaptığı bir ülkede, hiçbir şey daha iyiye gitmez.” 

Can Dündar

the whole truth and nothing but the truth

A soft voice asked in the dark room:
"What are you thinking right now? Just tell the truth.."
in a way that my dad usually does,
everytime I get lost in thoughts.

A tumble.
I'm awake in the dark room.
"Like what?" I ask,
tricks of gaining time...
And right after, like a child,
"You say first!"

"I'm having fun."
A relief.
"Also I do." 
A smile.

We'll never be as young as we are tonight -Chuck Palahniuk

Perfect Symmetry

on 16 Kasım 2010

This life, is lived in perfect symmetry

What I do, that will be done to me

Write page after page of analysis

Looking for the final score...tumblr_ktjdql5jSn1qa6yl7o1_400_large

on 14 Kasım 2010
"O kadar çok şey öğrenmiştik ki,

düşünecek zamanımız kalmamıştı." 
Chuck Palahniuk



But I'm not the only one!

on 09 Ekim 2010

John Lennon - Imagine
Yükleyen braindamage33. - Diğer müzik videolarına göz atın.

Happy 70th  birthday John Lennon!

"You may say I'm a dreamer,
But I'm not the only one..."

Alkollü kokteyl olur mu!? Çok ayıp...

on 22 Eylül 2010
Tophane'de sanat galerilerine yapılan saldırının nedeni İstanbul valisi tarafından "trafik tıkanıklığı nedeniyle oluşan gerginlik" olarak tanımlandı. "İçki ülkemizde yasak değildir." açıklamasını yapan başka bir milletvekili ise bana "sağolasın" dedirtti. "Yasaklanabilir aslında; ama şimdilik yasak değil yani, ondan haklısınız." anlamı var altlarında bir yerde...
Saldırılan galerilerden biri de OUTLET// İhraç Fazlası Sanat 'tı.
Bu olaylara inat, JAKUP FERRI'nin "Çekirdek instead of Leblebi" sergisine gidilmeli, görülmeli, istenilirse bir bardak alkollü içki afiyetle içilmeli.

Şerefe!


Filmekimi yaklaşırken...

on 18 Eylül 2010
Eylül'ün ortasına geldik bile...
Dershanede hızlandırma programı bitti ve 2 gün sonra okul açılıyor -ki ben daha ödevlerime dokunmadım.
Bütün bunların üzerine evde tembel tembel oturup film izliyorum.
Dün akşam, çizgi romanını daha önce okuduğum ama filmini izlemeye bir türlü fırsat bulamadığım Persepolis'i izledim. ( 
http://video.google.com/videoplay?docid=4101360219660730929# )
Az önce de Beatles'ların "A Hard Day's Night" ını bitirdim. ( 
http://video.yandex.ru/users/pugachev-alexander/view/691/user-tag/clip/ )
Şimdi Shawshank Redemtion'la tembelliğe devam edicem :)

Fear can hold you prisoner. Hope can set you free.
Hee bu arada dediğim gibi Filmekimi'ne de az kaldı.
Bakın bakın -->  
http://filmekimi.org/

Piedra Irmağının kıyısında...

on 16 Eylül 2010
Çocuk masallarında, prensesler kurbağalara öpücük verir ve kurbağalar prenslere dönüşür. Gerçek yaşamdaysa, prensesler prensleri öper ve prensler kurbağaya dönüşür.

Queen vs. Bengü mü? Beni güldürmeyiniz.

on 12 Eylül 2010
Bunu durup düşünen, hatta utanmayıp "Bengü!" diyen arkadaşlarım, hayatımdan uzak durun!
12 dev adamla finale adım attığımız şu güzel cumartesi gecesini mahvetmeyin!
Kanser denilen meret yüzünden aramızdan ayrılan efsanevi insan Freddie Mercury'nin kemiklerini sızlatmayın!

Allah sizi bildiği gibi yapsın emi!
Haydin, "hayır"lı pazarlar olsun inşallah!
Çok ünlemli bir yazı oldu; ama bitirmeden önce:

Kalbimdesin Freddie Mercury!

Dövmeli kız oldum, kırmızı başlıksız.

on 04 Eylül 2010
Sırtımda bir kırlangıç taşıyorum artık. Yeşil-mavi bir gövdesi ve rengarenk kanatları var. O sırtımda uçarken, kanatların rüzgarla hareketinden The Beatles'ın "Let it be" melodisi duyuluyor. Hemen ardından uçuşu veriyor sözler kırlangıcımın arkasından:
" Let it be, let it be..."

Dövmem için bana ilham kaynağı olan saygı değer Charles Bukowski'ye ve başta John Lennon olmak üzere bütün Beatles üyelerine teşekkür ediyorum :) (Dövmemi yapan Inkstanbul'dan Danny Garcia'yı da unutmamak lazım.)

Bu arada; kırlangıç umudu ve iyi şansı simgeliyormuş. Hepsi birlikte "cuk" oldu.

:) Dövmemi sevdim. Umarım sizde beğenirsiniz!

Dershane günleri, bizim evin halleri

on 24 Ağustos 2010
İşte tüm sene boyunca gelmesini beklediğim o 2 aylık tatil bitti bile... Nasıl geçti ve bitti anlamadım ki!
Hep zaten güzel şeyler, hemen bitiverir. 40 dakikalık dersler bitmek bilmez, 10 dakika tenefüste koştura koştura bi şişe suyu bile zor alırsın. Hep ama hep böyledir işte.

Dershanem başlayalı 1 hafta oldu. Hedeflerim yüksek olduğu için şimdilik moralim yüksek. Tek sorun uyanmak. Çünkü şu son günlerde uyku sineği tarafından ısırılmış gibiyim. Bir dış etken tarafından dürtülmedikçe, tüm gün uyuklamaya oldukça meğilliyim- ki yapmadım şey değil! Her neyse; işte bu yüzden, dandirik cep telefonum, i-podum, eve temizliğe gelen abla, annem, babam, ev telefonları dahil pek çok farklı cisim, beni uyandırmak üzere programlanmış durumda. Hatta ve hatta, yalnızca sabahın o yakıcı güneşi salonun koltuklarına geliyor diye, 1 haftadır yeni yatağım salon koltuğu olmuş durumda.

Şimdi uykum yok mesela... Ama yatmam gerek çünkü; sabahları "10 saniye arayla çalmaya başlayan alarmlara rağmen kafamı yastığa gömüp, uyumaya devam etmek" gibi bir düşünce aklımdan geçmiyor değil...

Hayırlı ramazanlar, banada güzel uykular.

Hee bu arada buradan Çeşme'deki B.B'ye sevgiler :) ( Bakalım oralardan da beni takip ediyo musun?)

Öpüldünüz.
on 18 Ağustos 2010


Whatever tomorrow brings, I'll be there,

With open arms and open eyes.

Yalnızlık Paylaşılmaz...

on 16 Ağustos 2010
"Yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlık da onun dışavurumlarından biridir." dedi Aslı Erdoğan, 'Kabuk Adam' kitabında...
İçinde yalnız olan, ama dıştan taşkınlık yapan, gülüp eğlenen bir benim sanırdım. Ama ben, sen hatta Aslı Erdoğan bile böyleymiş. Gördün mü?

"Yalnızdım. Zaten her zaman yalnızdım. Bir süre onunla birlikteyken yalnız değilmişim gibi davranmıştım, ama öyleydim."

Yalnızız, hepimiz. Kabullenmek istesenizde, "hadi be ordan!" deseniz de ekrana doğru, ya da "melankolik bu kız be, amaan!" diye umursamaz tavırlara bürünseniz de; gerçek işte.

Paylaşılır sanmıştım bir de ben bu herkesin içindeki yalnızlık, Özdemir Asaf'a inat. "Paylaşırım ben!" diye tutturmuştum, omuz sallamıştım. "Banane! Banane!"

Özdemir Asaf'tan özür dilerim. Paylaşılmaz işte, olmaz. Kimse bilmiyor içinden düşündüklerini. Ne kadar yazsan, çizsen fark etmiyor. Satırların arasını yanlış okuyor karşındaki, çizdiklerini katlayıp cebine koyuyor bir anaokul faaliyetiymiş gibi.


"Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.

Bir düşünde beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz."



An-neseseri

on 09 Ağustos 2010

Evet, hepsini ben yaptım.
Evet, birazcık sıkıldım.
Garip ve gereksizler, biliyorum.
Ama seviyorum!

Twitterlandım, kuş gibi şakıycam!

Bugün can sıkıntısından ben de bi Twitter kullanıcısı oldum hatta ilk 3 tweetimi bile girdim.
Çok gururluyum. Dershane başlayana kadar her türlü boş işi denemeye kararlıyım.
May neym is Bond,
boş işler müdürü Bond.


İşte ilk tweetlerim : 
( ne bu ya ilk çocuklarım falan gibi bi hava yarattı bende niyse...)
1- Öksürmekten sıkıldım, kim benim yerime devam etmek ister?
2- Ntv'de "çölde hayatta kalmak"la ilgili bilgi veren adam, sen nesin? Ayrıca canlı canlı çekirge yemeni izlemek psikolojimi bozmuş olabilir.
3- Annemin tatilden döndüğü anda, sanki birikmiş işleri yetiştirmesi gerekiyormuş gibi panik bir durumda, evi toparlamaya başlaması...

Ve cik cik cik..
.

on 08 Ağustos 2010
Evde tek başıma televizyon izlerken niye hep karşıma güzel korku filmleri çıkar ki?

All I Need

on 06 Ağustos 2010
All I need is a Coldplay concert right now.
where I can loose control and just get lost,
even though every door I ever tried was locked,
their music will guide me home and try to fix me...

Coldplay, come to Turkey,
And fix me.

Senin yerine Emre Aydın...

on 31 Temmuz 2010
Telefonumun hafıza kartındaki şarkıları gözden geçirip çok dinlemediklerimi silerken, Emre Aydın senin söylemiş olman gereken şeyleri söyledi bana.
"Sana boşuna umut vermek istemem
Çağıran bir şeyler var hep
Beni uzak şehirlerde
Bana ait bir şeyler var
O sert gülüşlerde
Sen yine olduğun gibi kal
benim için sakın değişme
Giderim bugun ha yarın hareket vakti gelince
Sen yine olduğun gibi kal
misafirim bu şehirde
Bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince"

Rol icabı (yani sevgili olarak) bunları söylemeliydin en azından bana. Ama hangisi rol, hangisi yalan, hangisi gerçek seçemez hale geldikten sonra, ne dersen de anlamsız zaten benim için.

Emre Aydın'ın sözleri de kabulümdür. Hadi yolun açık olsun 3 Ekim'de. ( O zaman yazmıycam biliyorum; o yüzden şimdiden söyliyim dedim hazır konu açılmışken.)

111th.

on 30 Temmuz 2010
But I have no doubt; one day the sun will come out.

4733182120_26b99aae51_z_large

on 28 Temmuz 2010


Darkness, darkness,
Long and lonesome,
Ease the day that brings me pain.
I have felt the edge of sadness,
I have known the depth of fear.
Darkness, darkness, be my blanket,
Cover me with the endless night,
Take away, take away the pain of knowing,
Fill the emptiness of right now.

Ekşi Ekşi

on 24 Temmuz 2010
Belanı aramak ( yani looking for trouble!)  :

  1. fevri davranislar sergileyerek, cevreyi; sozlu, yazili, fiziksel, vs.gibi metotlarla rahatsiz etme eylemi.
  2. dunyanin en kolay islerinden biri
  3. bünyenin "bir araba sopa yeme" istemini tatmin için girisilen eylem. depresif fizyolojinin bu uktesi "ola ki arada bi iki tanesini de indiririm" düsüncesiyle hareketlenir. buradaki niyet; "titremek ve kendine gelmek" halinin ayari kaçirilmis bir yorumundan ibarettir..
  4. ülkemizde herkes macera ve özgürlüğün tadını yaşamakta olduğundan,burada aranıp bulunan belanın da amerikan teen slasher tadında gayet entellektüel bir ortamda,modern bir biçimde vuku bulacağını zanneder,oysa ki burada olay başladığı gibi türk usulü ekmek bıçağıyla noktalanır..burada bela aramak hayvan aramaya benzemez..
    kimse "hey ahbap belanı mı arıyorsun"demez..ulan bir sor adam arıyor mu aramıyor mu?

Belamı arıyosam, belam sen misin? Peki seni zaten bulmuştum, niye tekrar ariyim ki?
Ve bu bi çelişki midir?

Üçünü istiyorum :)

Bu mudur lan?!

on 15 Temmuz 2010


Bu aralar pek bir "Nil Karaibrahimgil" hissediyorum kendimi, farketmişsinizdir.


Modern zamanlarda aşk buharlaşıp uçmuş mudur?
Bu mudur?

The last drop makes the cup overflow.

on 12 Temmuz 2010
How do you know when how much is too much?
Too much information, too much fun, too much love, too much to ask... 
And when is it all just too much to bear? 

Carpe Diem Baby



Summer is passing on pretty well... 
I'm going to Büyükada on weekends to spend some time with friends and in other days I'm here in my home at Gayrettepe; reading magazines and books, watching Grey's Anatomy, thinking, sleeping and just being lazy...
Officially I'm in my last month of freedom. Later, I'll be under the stress of that senseless and disgusting exam(s). It's a big opportunity for me to shape the rest of my life in the way I want. But I guess, it's so much stress and responsibility for me. I'm scared of failure (Ok, just forget these things right now!)


I'm having great time & I'm happy
:) That's the only thing matters... 

In these days, I want to scream out loud and say "Sieze the day!" ; cause some people don't.


You!
Yes, you! 
Don't think that much about what's going to happen and live for today.
You're just being chicken.


on 09 Temmuz 2010
 But the carousel never stops turning...
You can't get off.

Sunrise, Sunset

It's cloudy outside and I'm the stupid one for staying awake whole night just to see the sunrise.
Sun will never show it's face. It's hiding underneath the dark gray, heavy clouds. And it's going to rain all day.
So you think I'm a little pessimist today? Yes I am.
Cause I'm stupid enough for waiting to see the sun on a cloudy day.
I guess my heart should also do some hiding. Where I can find some dark gray clouds?




Sunrise sunset, sunrise, sunset!
Swiftly fly the years,
One season following another,
Laden with happiness and tears . . .

Meredith spoke for me today

on 07 Temmuz 2010
" We have to sweep today’s possibility under tomorrow’s rug until we can’t anymore. Until we finally understand for ourselves what Benjamin Franklin really meant. That knowing is better than wondering, that waking is better than sleeping, and even the biggest failure, even the worst, beat the hell out of never trying. "


Never leave that till tomorrow which you can do today.

Lies are keeping us alive.

on 01 Temmuz 2010
How we're going to survive? I don't even know if this situation leads to an end to be survived.
We'll be destroyed. That's the only fat big truth to be understood.
And your lies are the only way to make it last a bit longer.
Once again we're trapped in a game. There is no exit and there is no chance. Everyone will loose, everything will be lost. Nothing left to save, no one left to survive. We're trapped by the lies that you say. Running in that same old cycle for the 3rd time. But this time, no one will survive.



Better run for cover 
You're a hurricane full of lies 
And the way you're heading 
No one's getting out alive 

So do us all a favor 
Would you find somebody else to blame 
'Cause your words are like bullets and I'm the way your weapons aim
No more excuses 
No more running 
Only God can save you now 
(God can save you now) 
'Cause I know the truth 
Time is running out 

And I'm just one drink away 
And I'm back in Wonderland like it was yesterday 
And you get to hear me say, "Who gets the last" 
"Who gets the last" 
"Who gets the last laugh now" 

Scream

on 20 Haziran 2010
As you lie silently beside me choking back your tears
I wonder if you recognize
That silence now defines us
Desperately I try to fight this overwhelming sense
That I may never find
The strength to change
How hopeless we've become

And every time that I touch you
You feel so far away
And every time that you need me
I feel so far away

We need to find a way to break this silence
We need to find a way to break this silence
(That's between us)

So I scream your name

Tumblr_l48pfvvvuf1qbtojdo1_400_large

Chasing Tails

on 19 Haziran 2010
We're just two lost souls
Swimming in a fish bowl,
Year after year,Running over the same old ground.
What have we found?
The same old fears.
***
Tell me you love me,come back and haunt me,
Oh, when I rush to the start
Running in circles, chasing tails
coming back as we are.

things beginning, things coming to an end

on 18 Haziran 2010
"Gölgeler gibi sürükleniriz günden geceye, geceden güne, konaklayabileceğimiz düşlerin peşinde..."  - Aslı Erdoğan



"Güzel geleceği bekleyerek görkemli gençliklerimizi eskitiyorduk." - Andre Gide

Stresten uyuyamamak böyle bir şey işte... Küçüklüğün karne stresinden eser yok artık, yerlerini apayrı korkular almış, hem de bana hiç fark ettirmeden.

Ne ara değişti bu kadar korkularım? O bacak kadar boyumla karnemde 1 olmasına korktuğum günler, ödev yapmadığımı bilerek yatağa yattığım akşamlarda yaşadığım karın ağrıları nereye kayboldu?

Keşke bu kadar kolay olsaydı...

Yarın bir yılın daha sonu, ama benim için çok daha önemli şeylerin başlangıcı belkide...
Ve yarın biten şey sadece okulum olmayacak; uzun zamandır olmayan bazı şeylerin yokluğunu, başlayan tatille fark edicem galiba...
Hatta bazınız tatilin orta yerinde ayrılacaksınız yanımdan. Çok daha uzaklara...

Olsun...
" Belki aşk sevgiliyi kazanmayı değil, onda kendini kaybetmeyi gerektirir." - Elif Şafak

Ben bulamıyorum o eski kızı; buralarda gördünüz mü hiç?
Galiba çoktan gitmiş...

az biraz, çok biraz ve biraz bazen, biraz sen, bazen sen

on 17 Haziran 2010
Bunca yıldır çözmeye çalıştığım, çalıştığımız; aramızda ne tartışmalara, şiirlere* konu olmuş bu dengesizlik durumlarının Psikolojideki terimini nihayet öğrendik!

Öğrendik diyorum çünkü; benim öğrenmeme Prof. S. ve kendisinin nacizane Psikoloji Öğretmeni yardımcı oldular. Kendilerine, bilgi havuzuma yaptıkları bu engin katkıdan dolayı teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Sağ olun, vağrolun!

Peki; ne mi bu dengesizlik durumunun gerçek adı?

BİPOLAR BOZUKLUK.
Yani Manik Depresif Psikoz.

Bende yoktur deyip geçmeyin derim ben, bir göz atın şu belirtilere:


  • Sinirli olma,
  • Aşırı öfke ya da neşe durumları,
  • Her zamankinden farklı davranışların bulunduğu dönemler,
  • Enerji ve aktivitenin artması,
  • Cinsel ilginin artması,
  • Madde kullanımı, özellikle alkol, uyku ilaçları ve kokain
  • Kilo alımı ya da kilo kaybı,
  • Yerinde duramama,
  • Konsantrasyon ve karar vermede güçlük...

Ne dersiniz?
Bence; az biraz ya da çok biraz uydu sanki dimi?



*"... EVET! Adeta zar atarak her gün belirlediği duygularını öğrenmek aylarımı aldı, olasılıklara, mucizelere inandım ..." -Prof. S.
on 15 Haziran 2010
 I can tell the future to fuck off ! 

Niye hep böyle olmak zorunda ki?
Biliyodum...
Evet, biliyodum.
Evet biliyodum; çünkü söylemiştin.
Çok soğukkanlıydım.
Şimdi ne oldu peki?
Bende bilmiyorum...
Şu beyaz ekranda,
Siyah kutucukların oluşturduğu yazı canımı acıttı.

Dün kaybettim soğukkanlılığımı.
Nereye gitti bilmiyorum.
O varken her şey daha kolaydı.
"Her şey geçer, boşver..." diyebiliyordum.
Kayboldu şimdi...
Geriye sadece bu sevimsiz siyah kutucuklar kaldı.

(Senin için mutluyum ama... Sakın yanlış anlama)

Bir Adın Kalmalı

Tumblr_l1jwbvsukh1qaybcco1_500_large
bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

Ahmet Hamdi Tanpınar
 

Borderless Dreamer Design by Insight © 2009