40 yıllık hatır mı? Hiç sanmıyorum.

on 26 Mart 2011
Şu güzel Cumartesi günü, evde YGS eşyalarımdan kurtulma operasyonu gerekleştirirken, birdenbire kapı çaldı. AKP kahve dağıtıyormuş. Ay canım yerim ben onları. Ne kadar şirin ve düşünceliler...

Ortaçağda güçlü kilise tarafından başlatılan ve Hitler zamanında yine popüler olan kitap katletme modasını yeniden gündeme getirişlerini unutturma çabası mıdır bu, bilemedim.

Wherever they burn books they will also, in the end, burn human beings.—Heinrich Heine

Umarım, ama gerçekten umarım, bir kahve için 40 yıl bir padişah kondurmazlar başımıza.

"Güldürüyosun beni işte, daha ne?"

on 03 Mart 2011
Hiçbir şey konuşmasam ve sadece boş boş gülsem de anlatmaktan yorulmadığın için,
Sıkı giyinmem konusunda beni baba gibi azarladığın için,
Beni hayatımın ilk maçına götürüp, GS'dan "bi cacık" olmayacağını kanıtladığın için,
Ders çalışmama yardım ettiğin için,
Dövmemi yaptırırken yanımda olduğun için,
Teoman konserinde, sahneyi bile görememem ile dalga geçtiğin için,
Yemek hazırlayıp, karnımı doyurduğun için,
Benimle kantine kadar indiğin için,
GS'nin yediği golleri, futbolcunun ismi ve dakikasıyla mesaj atarak eğlenebileceğim biri olduğun için,
Bu mesajlara sinir olduğun için,
11'de evden çıkıp, ancak12'de beni eve bıraktığın için,
Sınıfıma "sefte" diye girip beni uyandırdığın için,
Küçükken arabalarla olan yakın dostluğun için,
"Uyuya kaldım ilk Rey.i al" mesajlarını bana da ilettiğin için,
Yarın okulda fizik çalışacağın için,
Eldivenlerimi kaybettiğin için,
Gözlüğünü kırdığım için,
Ölü gibi olduğum zamanlarda bile yüzüme bakabildiğin için,
Rüyanda beni Pascal Nouma'yla evli gördüğün için,
Göbeğimi çok sevdiğin için,
Sana iki bisiklet taşıttırıp arkadan seni gülerek izlediğim için,
Karın kaslarımı kıskandığın için,
Benim yanımda dilinden baloncuk atmadığın için,
Yakında oturduğun için,
Ben istemesem bile sokağın içine kadar girip beni bıraktığın için,
Sarhoş olup benimle konuştuğun için,
Kapı önü sohbetlerimden sıkılmadığın için,
"Ölüm" dediğim an bana kötü kötü baktığın için,
Konçerto isimlerini ezbere bildiğin için,
"Gitme, sana muhtacım; gözümde nursun, başımda tacım..." gibi Zeki Müren şarkılarını bana öğrettiğin için,
Sürekli "Kim" dememe sinir olduğun için,
10 kat giyinip yinede hasta olmayı başarabildiğin için,
3 metre uzağından nefes alıp almadığını anlayabildiğim için,
İnternet sitelerimin arasına webaslan.com'u eklediğin için,
Bizim evin ıspanağını beğenmemiş olmana rağmen yediğin için,
Telefonda benimle gerindiğin için,
Sürekli ödemeli attığın için,
Kulakların üşüdüğü için,
Bulduğun her Nutella'yı parmakla yeme alışkanlığın olduğu için,
"İşin gücün zarar" olduğu için,
Küçüklük videolarını bana yolladığın için,
Nirvana Burning'in kim olduğunu bilmemi sağladığın için,
Orjin köfteye yaklaşmama izin vermediğin için,
Çocukluk resmimi arka plan yaptığın için,
Şu an ders yapabildiğin için,
Blogumdaki "Önceki Kayıtlar"ı daha önce fark etmediğin için,
Sana olan yazıyı bulamadığın için,
Ve başka bir sürü şey için seni çok seviyorum :)

Boooring.

on 01 Mart 2011
Paloma Faith- New York
Adele- Rolling in the Deep
Glee Cast- Halo & Walking on Sunshine

Bunları dinliyorum.
Tekrar, tekrar, tekrar...
Dans etmek istiyorum.
Ders yapıyorum.

Hayat müziksiz çok sıkıcı olurdu.
Özellikle de okul hayatı.

Her neyse, Renkli ve yanındaki Kısa Saçlı Kız, iyi geceler :)
Bu  minik yazım size olsun.
on 25 Şubat 2011
"Bazen bir düşten uyanır gibi hayatımdan uyanmayı bekliyorum; ama inan, sözünü  ettiğim ölüm değil gene." (Aslı Erdoğan)


All that we see or seem
Is but a dream within a dream.
(Edgar Allan Poe)

Yıllık Yazısı

on 20 Şubat 2011
1000 kelimenin geçilmiş olmasının yarattığı çaresizlik halidir.
Kimden kırpmak, neleri çıkarmak, tümden mi almamak sorularının bilinememe durumudur.
Hangi sıraya koymak, onu üste alsam diğeri bozulmasa düşüncesidir.
Acaba herkese aynı şeyi mi yazıyorum hissinin üst sınırlarıdır.
Sonunda pes etme halidir.
on 06 Şubat 2011

" So goodnight moon
I want the sun
If it's not here soon
I might be done
No it won't be too soon 'til I say goodnight moon .. "

Sakalım yokki...

on 11 Ocak 2011

Hürriyet'in haberinden: 
" TAPDK’nın yeni yönetmeliği, alkollü içki reklamı ve satışına ilişkin kısıtlamalar getirirken, belirsizlikler nedeniyle sektör tedirginlik yaşıyor. Uzmanlar, “Belediyeler içkili mekânları şehir dışına itiyor. Yeni yönetmelikle şehir dışındaki ve yol kenarındaki tesisler de içki ruhsatlarını kaybedebilir” dedi.
...
Yılbaşı sepetlerine içki koymak yasak, bedelsiz içki sunumu yok
Rakı-balık, rakı-meze, şarap-yemek uyumu vb. her türlü içki ve yemek görselinin bir arada kullanılması yasak. Bu yasak nedeniyle, restoranların ekonomiyi canlandırmak için yaptıkları restoran haftaları, tadım günleri gibi etkinlik duyurularında içinde içki ve yemek olan menüler kullanılamayacak, özel şarap- yemek geceleri yapılamayacak.
Boğaz’da, deniz kenarındaki bir restoran kendi tanıtımını yapmak için, üzerinde içki servislerinin olduğu bir yemek masasını veya hangi içkileri sunduğunu ne müşterilerine ne de yerli-yabancı turiste tanıtamayacak.
Bakkalda gofretle rakı yan yana konulamayacak. "
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/16730038.asp

Ben size dememiş miydim?
(
 
http://borderlessdreamer.blogspot.com/2010/09/alkollu-kokteyl-olur-mu-cok-ayp.html )
Tophane'de sanat galerilerinde içki içiliyor diye yaşananlar normal değildi. Bunun geleceğini biliyordum; ama ben bile bu kadar çabuk olmasını beklemiyordum.

Adım, adım İran'a...

Stuck in the middle

Care to see my reason?
Care to put your life in mine?
Looking at life from the perspective of a boy
Who's learnt to love you but has also learned to grow.
Could we make it better, stormy weather?
So I don't know.


Is there anybody home?
Who will believe me, won't deceive me, who'll try to teach me?Is there anybody home?
Who wants to have me, just to love me?
Stuck in the middle.
on 10 Ocak 2011
Dershane olmamasının zevkini bile çıkaramadım bu haftasonu. Ne Cuma akşamı ne de dün akşam rahat uyuyabildim. Hep bi kabusla nefes nefese uyanma durumundaydım. Cumartesi akşamı en azından kızlar bizdeydi. Onlar da gelmese kafayı sıyırmış olurdum herhalde. Neyse garip garip kabuslar görüyorum işte hep. O yüzden güne zaten keyifsiz başlıyorum. Ayrıca son denemelerim o kadar kötü ki İstanbul içinde okuyabileceğimden şüphe etmeye başladım. Üstelik ilk sınava sadece 3 ay kaldı. Ya kazanamazsam? Ya istediğim bölüm olmazsa? Ya önümdeki 4 yılıda lisedeki gibi mutsuz geçirirsem? Ya 4 yılın sonunda elimde sadece boş bir diploma olursa? O kadar karışık ki kafam.

Hee bi de bütün bu iğrenç kabusların üstüne tüm gün kendime ders yapma konusunda baskı yapıyorum. Ama çok kısa sürelerle konsantre olabiliyorum. Tam gece oldu yapacağımı yaptım artık biraz uyuyim dediğim sırada bir arkadaşla yaşanan tartışma, bu haftasonuna koskocaman son noktayı koydu. 
Evet efendim, böyle güzel haftasonunun üzerine bir bardak soğuk suyu afiyetle içiyorum.

Aslında şu an daha çok yazma potansiyelim var çünkü; tartışma sayesinde, içimde saklı olan sinir, kavga, dayak, şiddet vb. vahşi duygular dışarı çıkmış durumda.
Aynen şunu yapmak istiyorum mesela kendime: 


(Suç sende değil; ama anlaşamıyoruz. Ciddi anlamda anlaşamıyoruz. Ben sadece şaka yapmışken, sen 1 "buçuk" günleri hesaplıyosun, ve o yüzden seni cezalandırdığımı falan sanıyosun. Gerçekten üzülüyorum. Keşke olmasaydı hiç böyle şeyler.)

Her neyse kafam zaten kazan gibi. En iyisi uyumak, yarın ki İspanyolca sınavından alnımın hakkı ve teriyle şöyle güzeel bir "1" almak ve tıpış tıpış eve dönüp, ertesi günki sınava çalışmaya çalışmak...
"Güzel günler" beni de bekler misin?

İyi geceler size... (Umarım bende kabussuz bir uyku geçiririm.)

Can't decide.

on 09 Ocak 2011
Am I, a part of the cure, 
Or am I part of the disease?


Galiba yoruldum, Her şey kadar, herkes kadar, sen kadar, Kendime kalbimi kanıtlamaktan, Ve kanıtladığıma kendimi inandırmaktan, Ve dahası kocaman bir sahada tek başına koşmaktan yoruldum. Can Yücel




on 08 Ocak 2011
senin için 'ölürüm' dedi ,
'benim için zaten öldün' dedim.
cesedini alıp çıktı. - 
küçük iskender

"Aşk yok, artık yok
ama zamanla alıştım."-
Teoman

Growing up...

on 04 Ocak 2011
Tired of living in this modern land
Too many ideals to meet with its demands
Tired of looking for sympathy
Got to learn to stand on my own two feet

Faith, Hope, Love
Be Enough!




Kendi Kendimi Sorgulamalar

on 03 Ocak 2011
Bu aralar kafam karışık. Bütün problem bu. 



"gözü döner adam asar
sonra mars'ta hayat arar
canlı yayında şeytanlar

bir melek, bir şehir, bir dünya var mı?
bir insan, bir güzel, hala aşk var mı? " Redd

Olmalı mı olmamalı mı? 

Yoksa hiç değişmemeli mi? 
Ama ben değişmezsem, 
Ben olamam ki 

Görmeli mi görmemeli mi? 
Yoksa hiç bakınmamalı mı? 
Ama ben bakınmazsam, 
Hiç göremem ki 

Sevmeli mi sevmemeli mi? 
Yoksa hiç beğenmemeli mi? 
Ama ben beğenmezsem, 
Hiç konuşmam ki 

Bilmeli mi bilmemeli mi? 
Yoksa hiç öğrenmemeli mi? 
Ama ben öğrenmezsem, 
Hiç olamam ki " Bülent Ortaçgil

Used to.

on 28 Aralık 2010



But you know,
I don't believe you,
I never will.
 

Borderless Dreamer Design by Insight © 2009