But I'm not the only one!

on 09 Ekim 2010

John Lennon - Imagine
Yükleyen braindamage33. - Diğer müzik videolarına göz atın.

Happy 70th  birthday John Lennon!

"You may say I'm a dreamer,
But I'm not the only one..."

Alkollü kokteyl olur mu!? Çok ayıp...

on 22 Eylül 2010
Tophane'de sanat galerilerine yapılan saldırının nedeni İstanbul valisi tarafından "trafik tıkanıklığı nedeniyle oluşan gerginlik" olarak tanımlandı. "İçki ülkemizde yasak değildir." açıklamasını yapan başka bir milletvekili ise bana "sağolasın" dedirtti. "Yasaklanabilir aslında; ama şimdilik yasak değil yani, ondan haklısınız." anlamı var altlarında bir yerde...
Saldırılan galerilerden biri de OUTLET// İhraç Fazlası Sanat 'tı.
Bu olaylara inat, JAKUP FERRI'nin "Çekirdek instead of Leblebi" sergisine gidilmeli, görülmeli, istenilirse bir bardak alkollü içki afiyetle içilmeli.

Şerefe!


Filmekimi yaklaşırken...

on 18 Eylül 2010
Eylül'ün ortasına geldik bile...
Dershanede hızlandırma programı bitti ve 2 gün sonra okul açılıyor -ki ben daha ödevlerime dokunmadım.
Bütün bunların üzerine evde tembel tembel oturup film izliyorum.
Dün akşam, çizgi romanını daha önce okuduğum ama filmini izlemeye bir türlü fırsat bulamadığım Persepolis'i izledim. ( 
http://video.google.com/videoplay?docid=4101360219660730929# )
Az önce de Beatles'ların "A Hard Day's Night" ını bitirdim. ( 
http://video.yandex.ru/users/pugachev-alexander/view/691/user-tag/clip/ )
Şimdi Shawshank Redemtion'la tembelliğe devam edicem :)

Fear can hold you prisoner. Hope can set you free.
Hee bu arada dediğim gibi Filmekimi'ne de az kaldı.
Bakın bakın -->  
http://filmekimi.org/

Piedra Irmağının kıyısında...

on 16 Eylül 2010
Çocuk masallarında, prensesler kurbağalara öpücük verir ve kurbağalar prenslere dönüşür. Gerçek yaşamdaysa, prensesler prensleri öper ve prensler kurbağaya dönüşür.

Queen vs. Bengü mü? Beni güldürmeyiniz.

on 12 Eylül 2010
Bunu durup düşünen, hatta utanmayıp "Bengü!" diyen arkadaşlarım, hayatımdan uzak durun!
12 dev adamla finale adım attığımız şu güzel cumartesi gecesini mahvetmeyin!
Kanser denilen meret yüzünden aramızdan ayrılan efsanevi insan Freddie Mercury'nin kemiklerini sızlatmayın!

Allah sizi bildiği gibi yapsın emi!
Haydin, "hayır"lı pazarlar olsun inşallah!
Çok ünlemli bir yazı oldu; ama bitirmeden önce:

Kalbimdesin Freddie Mercury!

Dershane günleri, bizim evin halleri

on 24 Ağustos 2010
İşte tüm sene boyunca gelmesini beklediğim o 2 aylık tatil bitti bile... Nasıl geçti ve bitti anlamadım ki!
Hep zaten güzel şeyler, hemen bitiverir. 40 dakikalık dersler bitmek bilmez, 10 dakika tenefüste koştura koştura bi şişe suyu bile zor alırsın. Hep ama hep böyledir işte.

Dershanem başlayalı 1 hafta oldu. Hedeflerim yüksek olduğu için şimdilik moralim yüksek. Tek sorun uyanmak. Çünkü şu son günlerde uyku sineği tarafından ısırılmış gibiyim. Bir dış etken tarafından dürtülmedikçe, tüm gün uyuklamaya oldukça meğilliyim- ki yapmadım şey değil! Her neyse; işte bu yüzden, dandirik cep telefonum, i-podum, eve temizliğe gelen abla, annem, babam, ev telefonları dahil pek çok farklı cisim, beni uyandırmak üzere programlanmış durumda. Hatta ve hatta, yalnızca sabahın o yakıcı güneşi salonun koltuklarına geliyor diye, 1 haftadır yeni yatağım salon koltuğu olmuş durumda.

Şimdi uykum yok mesela... Ama yatmam gerek çünkü; sabahları "10 saniye arayla çalmaya başlayan alarmlara rağmen kafamı yastığa gömüp, uyumaya devam etmek" gibi bir düşünce aklımdan geçmiyor değil...

Hayırlı ramazanlar, banada güzel uykular.

Hee bu arada buradan Çeşme'deki B.B'ye sevgiler :) ( Bakalım oralardan da beni takip ediyo musun?)

Öpüldünüz.
on 18 Ağustos 2010


Whatever tomorrow brings, I'll be there,

With open arms and open eyes.

Yalnızlık Paylaşılmaz...

on 16 Ağustos 2010
"Yalnızlık içsel bir şeydir, taşkınlık da onun dışavurumlarından biridir." dedi Aslı Erdoğan, 'Kabuk Adam' kitabında...
İçinde yalnız olan, ama dıştan taşkınlık yapan, gülüp eğlenen bir benim sanırdım. Ama ben, sen hatta Aslı Erdoğan bile böyleymiş. Gördün mü?

"Yalnızdım. Zaten her zaman yalnızdım. Bir süre onunla birlikteyken yalnız değilmişim gibi davranmıştım, ama öyleydim."

Yalnızız, hepimiz. Kabullenmek istesenizde, "hadi be ordan!" deseniz de ekrana doğru, ya da "melankolik bu kız be, amaan!" diye umursamaz tavırlara bürünseniz de; gerçek işte.

Paylaşılır sanmıştım bir de ben bu herkesin içindeki yalnızlık, Özdemir Asaf'a inat. "Paylaşırım ben!" diye tutturmuştum, omuz sallamıştım. "Banane! Banane!"

Özdemir Asaf'tan özür dilerim. Paylaşılmaz işte, olmaz. Kimse bilmiyor içinden düşündüklerini. Ne kadar yazsan, çizsen fark etmiyor. Satırların arasını yanlış okuyor karşındaki, çizdiklerini katlayıp cebine koyuyor bir anaokul faaliyetiymiş gibi.


"Yalnızlık, yaşamda bir an,
Hep yeniden başlayan..
Dışından anlaşılmaz.

Ya da kocaman bir yalan,
Kovdukça kovalayan..
Paylaşılmaz.

Bir düşünde beni sana ayıran
Yalnızlık paylaşılmaz
Paylaşılsa yalnızlık olmaz."



An-neseseri

on 09 Ağustos 2010

Evet, hepsini ben yaptım.
Evet, birazcık sıkıldım.
Garip ve gereksizler, biliyorum.
Ama seviyorum!

Twitterlandım, kuş gibi şakıycam!

Bugün can sıkıntısından ben de bi Twitter kullanıcısı oldum hatta ilk 3 tweetimi bile girdim.
Çok gururluyum. Dershane başlayana kadar her türlü boş işi denemeye kararlıyım.
May neym is Bond,
boş işler müdürü Bond.


İşte ilk tweetlerim : 
( ne bu ya ilk çocuklarım falan gibi bi hava yarattı bende niyse...)
1- Öksürmekten sıkıldım, kim benim yerime devam etmek ister?
2- Ntv'de "çölde hayatta kalmak"la ilgili bilgi veren adam, sen nesin? Ayrıca canlı canlı çekirge yemeni izlemek psikolojimi bozmuş olabilir.
3- Annemin tatilden döndüğü anda, sanki birikmiş işleri yetiştirmesi gerekiyormuş gibi panik bir durumda, evi toparlamaya başlaması...

Ve cik cik cik..
.

on 08 Ağustos 2010
Evde tek başıma televizyon izlerken niye hep karşıma güzel korku filmleri çıkar ki?

All I Need

on 06 Ağustos 2010
All I need is a Coldplay concert right now.
where I can loose control and just get lost,
even though every door I ever tried was locked,
their music will guide me home and try to fix me...

Coldplay, come to Turkey,
And fix me.

Senin yerine Emre Aydın...

on 31 Temmuz 2010
Telefonumun hafıza kartındaki şarkıları gözden geçirip çok dinlemediklerimi silerken, Emre Aydın senin söylemiş olman gereken şeyleri söyledi bana.
"Sana boşuna umut vermek istemem
Çağıran bir şeyler var hep
Beni uzak şehirlerde
Bana ait bir şeyler var
O sert gülüşlerde
Sen yine olduğun gibi kal
benim için sakın değişme
Giderim bugun ha yarın hareket vakti gelince
Sen yine olduğun gibi kal
misafirim bu şehirde
Bir el sallarsın yeter hareket vakti gelince"

Rol icabı (yani sevgili olarak) bunları söylemeliydin en azından bana. Ama hangisi rol, hangisi yalan, hangisi gerçek seçemez hale geldikten sonra, ne dersen de anlamsız zaten benim için.

Emre Aydın'ın sözleri de kabulümdür. Hadi yolun açık olsun 3 Ekim'de. ( O zaman yazmıycam biliyorum; o yüzden şimdiden söyliyim dedim hazır konu açılmışken.)

111th.

on 30 Temmuz 2010
But I have no doubt; one day the sun will come out.

4733182120_26b99aae51_z_large

on 28 Temmuz 2010


Darkness, darkness,
Long and lonesome,
Ease the day that brings me pain.
I have felt the edge of sadness,
I have known the depth of fear.
Darkness, darkness, be my blanket,
Cover me with the endless night,
Take away, take away the pain of knowing,
Fill the emptiness of right now.

Ekşi Ekşi

on 24 Temmuz 2010
Belanı aramak ( yani looking for trouble!)  :

  1. fevri davranislar sergileyerek, cevreyi; sozlu, yazili, fiziksel, vs.gibi metotlarla rahatsiz etme eylemi.
  2. dunyanin en kolay islerinden biri
  3. bünyenin "bir araba sopa yeme" istemini tatmin için girisilen eylem. depresif fizyolojinin bu uktesi "ola ki arada bi iki tanesini de indiririm" düsüncesiyle hareketlenir. buradaki niyet; "titremek ve kendine gelmek" halinin ayari kaçirilmis bir yorumundan ibarettir..
  4. ülkemizde herkes macera ve özgürlüğün tadını yaşamakta olduğundan,burada aranıp bulunan belanın da amerikan teen slasher tadında gayet entellektüel bir ortamda,modern bir biçimde vuku bulacağını zanneder,oysa ki burada olay başladığı gibi türk usulü ekmek bıçağıyla noktalanır..burada bela aramak hayvan aramaya benzemez..
    kimse "hey ahbap belanı mı arıyorsun"demez..ulan bir sor adam arıyor mu aramıyor mu?

Belamı arıyosam, belam sen misin? Peki seni zaten bulmuştum, niye tekrar ariyim ki?
Ve bu bi çelişki midir?

Üçünü istiyorum :)

Bu mudur lan?!

on 15 Temmuz 2010


Bu aralar pek bir "Nil Karaibrahimgil" hissediyorum kendimi, farketmişsinizdir.


Modern zamanlarda aşk buharlaşıp uçmuş mudur?
Bu mudur?
 

Borderless Dreamer Design by Insight © 2009